Linkedin – Girişimciler İçin Bir Sosyal Ağdan Fazlası

Bir dönem Facebook’u olmayana kız bile vermezler deniyordu ya, işte bu aralar da Linkedin aynı konuma yaklaşmaya başladı. Artık bir çoğumuz için Facebook, Twitter gibi olmazsa olmaz bir sosyal ağ halinde Linkedin. Hatta bir çok konuyu olduğu gibi bunu da o kadar abarttık ki, asıl kullanım amacından sapıp, kedi-köpek fotoğrafları, futbol muhabbetleri, dini paylaşımlar, basit matematik oyunlarını paylaşanlar ekranımızı işgal etmeye başladı.

Evet, Linkedin artık hepimizin aşina olduğu bir sosyal ağ. Peki ama, bir girişimci için de yalnızca bir sosyal ağ mı? Yoksa çok daha fazlası mı?

İş dünyasının dinamikleri hızla değişiyor. Artık işinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın, kendinizi göstermeniz, ilişki ağınızı (networkünüzü) güçlendirmeniz, hatta yapmakta olduğunuz işe göre eğer mümkünse kişisel markanızı oturtmanız gerekiyor. Görüşmelerde veya toplantılarda tanıştığınız bir çok insanın ilk yaptığı iş, ofisine dönüp de bilgisayar başına geçince isminizi “google”lamak oluyor. Bu yaklaşımların nasıl bir boyuta geldiğini çok güzel anlatan bir kitap var hatta; Scott Stratten’dan Unmarketing. Bir göz atmanızda fayda var.

Peki ama, Linkedin’i bu kadar önemli kılan ne?

Rahatlıkla farkına varabileceğiniz ve bir çok yerde hakkında yazılar okuyabileceğiniz gibi, işe arayan, ya da iş başvurusu yapacak profesyoneller için Linkedin artık bir Kariyer.net tadında. Hatta, muhtemelen başvurunuzu değerlendirecek insan kaynakları profesyoneli hakkında ciddi bilgiye sahip olabiliyor, bu sayede, başvurunuzda dikkat edebileceği konulara göre önceden hazırlık bile yapabiliyorsunuz.

Ama bir girişimci ne yapar?

İşte burası önemli. İş başvurusunda bulunmayacak olan, kendi işini yapmaya çalışan, ya da yapan girişimciler için de artık Linkedin bir vazgeçilmez.

Bir girişimcisiniz ve çok önemli bir şirkette üst düzey yetkililere sunum yapacaksınız. Tüm yönetim kadrosuna dair fikir sahibi olmak, daha önce ne gibi projelerde yer almışlar, ortak hangi konular görüşülebilir, neler ilgilerini çeker hepsi gözlerinizin önünde. Hatta şansınız var ise, ortak bağlantılarınız sayesinde görüşmeye bir adım önde bile başlayabilirsiniz. Modern dünyada istihbarat kanalları da hızla değişiyor değil mi?

Veya şöyle düşünelim, bir ihracatçıyız, gerekli araştırmaları yaptık, Şili’de bizim ürünlerimize ilgisi duyacağı aşikar olan bir firma bulduk. Fakat, ne kadar denesek de bir türlü bu firmaya ulaşamıyoruz, ne mailler, ne telefonlar yanıtlanmıyor. Araştırıyorsunuz ve o şirketten birileri (şansınız varsa orta-üst düzey bir yetkili) Linkedin’de karşınızda. Karşınızdaki insanda “spam” algısı yaratmayacak, doğru ve net bir başlıkla, aynı kibarlıkta ve “satış” odaklı hiç bir tabir içermeyen güzel bir mesajı, doğrudan o ilgilinin mail adresine düşürmek için daha iyi bir yol var mı?

Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir tabii ki. O nedenle de Linkedin artık hepimiz için olmazsa olmaz. Ama bazı şeylere dikkat etmekte fayda var.

İlk algı önemlidir

Linkedin’i farklı kılan bir husus, oraya gelen bir mesaj veya uyarının, mail kutunuza düşen sıradan pek çok maile uyguladığınız gibi bakmadan siliniyor olmayışı. Gelen mesaj veya profilinize kim bakmış gibi uyarılara, her profesyonel hızlıca da olsa bir göz gezdiriyor. Çünkü, burası iş dünyasını temsil ediyor ve nereden ne gibi bir fırsat çıkacağını kimse bilemez.

O halde, karşınızdakinin dikkatini çekebilmek için bir kaç saniye de olsa süreniz var. Bunun için bazı ufak ipuçları verebiliriz.

Öncelikle profiliniz mutlaka tam olsun ve olabildiğiniz profesyonel görünümlü bir fotoğrafınız olsun. Profilinizde eğitim ve iş deneyimlerinizi mutlaka eksiksiz yazın. Özellikle de, daha önceki iş yerlerinizde sevilen, referansı olan birisiyseniz, sakın atlamayın. Tahmin edemeyeceğiniz bir kesişim noktası, size farklı kapılar açabilir.

Profilinizi abartmayın. Ne yaptıysanız onu yazın. Oradaki herhangi bir satırdan size yönelecek bir soru veya yoruma yanıt verememeniz ilk dakikada topu ağlarınızda görmeniz demek olur.

“Spam” yapmayın, insanları yazının başında belirttiğim saçma sapan paylaşımlarla ya da anlamsız mesajlarla oyalamayın. Siz oranın amacını henüz fark etmemiş olabilirsiniz ama bir çok profesyonel gerçekten işine ve kariyerine katma değer sağlamak için oraya üye.

Mesajlarınızın başlığını ve içeriğini iyi seçin. Unutmayın, karşınızdakinin mesajınızı saçma bulup kapatmasından önce yalnızca saniyeleriniz var. Kendi elinizle, kendi üstünüzü çizdirmeyin.

Mesajlarınız altında mutlaka tüm iletişim bilgileriniz olsun. Unutmayın, saniyeleriniz var ve mesajınızın hoşuna gitmesi durumunda sizin kim olduğunuzu anlaması kimseye bulmaca çözdürmenize gerek yok.

Tekrar edelim, burası iş dünyasını temsil ediyor ve nereden ne gibi bir fırsat çıkacağını kimse bilemez. Unutmayın, zaman hızla değişiyor. Çağa ayak uydurmak, oyunu güncel kurallarına göre oynamak durumundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir