Ortak Olmak

Kendi işimizi yapmaya adım atarken genelde hep bir şeyler eksik olur. Bu eksikler arasında da en yaygın olanı maalesef gerekli sermayedir. Bir çoğumuz nice güzel fikirlerimizi sırf bu sermaye yokluğundan excel sayfalarına, maliyet muhasebesi kitaplarının arasına gömmek zorunda kalmışızdır. Bazen güçleri birleştirmek ve güzel bir ortaklık kurmak hem en mantıklı, hem de tek çıkış noktası olur.

Ortaklık bir çeşit profesyonel evlilik gibi düşünülebilir. Hangi ortağa sorsanız, birbirinden şikayet edecek bir şeyler bulur, ama bu yolda hatırı sayılır bir süre birlikte yürümeye de devam eder. Gerçekten zor olan bir süreç, roller de adil dağılmıyorsa daha da sıkıntılı bir hale dönüşür. Bu konuda sağlıklı ve sayısal bir veri olmamakla birlikte, piyasanın genel haline bakılırsa, ülkemizde ortaklığı güzel bir şekilde biten, ortaklık sonrası da ilişkilerini aynı şekilde devam ettirebilen ortak sayısı epey az olsa gerek. Tabii ki bunda kültürel özelliklerimizin ve iş hayatı yapımızın da etkisi muhakkak.

Peki ama sağlıklı ortaklıklar yürütebilmek için ne yapacağız?

Ülkemizde ortaklık denildiğinde genel olarak eşit sermayenin konulduğu bir yapı akla gelir ama çok farklı oluşumlar da muhtemeldir. Fakat tarafların bu oluşuma kattıkları ne olursa olsun; her şeyden önce, bu ortaklıklar gerçekçi ve hakkaniyetli bir çerçevede kurgulanmalı ve ilk aşamadan itibaren kritik noktaları konuşularak bir nevi ortaklık ve şirket anayasası oluşturulmalı.

Daha sonra sıkıntı çıkmaması açısından dikkatle karar verilmesi gereken bazı temel noktaları irdelemeye ne dersiniz?

Kuruluş sermayesi

Bir ortaklığın oluşması için tarafların bu oluşuma karşılıklı değer katması gerekir. Çalışmalarınıza değer katmayan birisi ile neden ortak olmak isteyesiniz ki? Fakat genel algının aksine, bu değer yalnızca finansal sermaye olmak durumunda değil. Karşılıklı olarak paranın konulduğu ortaklıklar olduğu gibi, bir tarafın yalnızca teknik bilgi, bağlantı ve ilişkiler, yönetim becerileri gibi katkılar sağlaması da oldukça doğaldır. Tabii ki, bu tarz katkıları değerlemek ve bunun neticesinde sahip olunacak hisse miktarını belirlemek oldukça zor ve bu noktada karşılıklı mutabakatın sağlıklı bir şekilde sağlanması gerekir.

Bazı ortaklıklarda, ilk sermayeyi koyan tarafın, daha sonra diğer paydaşlar üzerinde baskı yaratması riskine karşı uygulanan yöntemler vardır. Bunun başında da, toplam masrafların ortaklar arasında eşit olarak dağıtılması, maddi olarak ortaya bir şey koyamayacak durumdaki ortakların, sermayedar ortağa kendilerine düşen pay kadar borçlanması ve bu borcun belirli bir takvim çerçevesinde şirketten dağıtılacak kar payları karşılığında düşülmesi vardır. Bu sayede, şirket kar etmeye başladıktan belirli bir süre sonra, bütün ortaklar finansal olarak eşit değeri firmaya katmış olur. Bu tarz uygulamalar genellikle ortakların teknik/bilgi açısından da eşit yeterlilikte olduğu durumlarda yapılmakta.

Ortakların aylık geliri ve sosyal güvencesi

Ortaklık süresince ortaklar hisseleri karşılığında hak edecekleri kar payının yanı sıra, hayatlarını idame ettirecek düzenli bir gelire de ihtiyaç duyacaklardır. İlişkinin başından itibaren, hangi ortağın aylık bir ödeme alacağı, hangisinin almayacağı, bu ödemelerin ne şekilde olacağı, sosyal güvenlik primlerinin ne şekilde yatacağı gibi konular üzerinde anlaşma sağlanmalı.

Böylece ortakların şirketten ihtiyaçları doğrultusunda düzensiz bir şekilde para çekebilme alışkanlığının önüne geçilerek bir düzen sağlanmaktadır. Ayrıca, şirketin kar edemediği ve dolayısıyla kar payı doğmayacak dönemlerde, ortakların finansal ihtiyaçlarını karşılamak adına farklı arayışlar içerisine girerek işten uzaklaşmasının da kısmen önüne geçilmiş olur.

Kar paylarının dağılımı

Aylık dağıtılan belirli meblanın sağlıklı bir şekilde belirlenmesi ile kar payının dağılımı da bir düzene sokulmuş olur. Özel durumlar haricinde, şirket hissedarlarına dağıtılacak kar payı yalnızca önceden belirlenmiş tarihlerde, hissedarların o tarihte şirketin finansal durumuna göre üzerinde uzlaşı sağlayacağı miktarda yapılmalıdır. Böylece, keyfi ya da kişisel harcamalar sonucunda oluşabilecek kar payı dağıtım taleplerinin önüne geçilerek, şirketin finansal stabilitesi sağlanmış olur.

Şirket Harcamaları

Şirket olarak yapılacak genel giderler, miktar olarak olmasa da, genel çerçeve olarak belirlenmelidir. Şirkete fatura edilen keyfi iş yemekleri, seyahatler, araç ve konaklama masrafları gibi genel giderler ilk andan itibaren belirli kurallara bağlı olarak engellenmeli, daha sonraki aşamada karşılıklı inatlaşmaya dönüşerek kontrol çıkmasına izin verilmemelidir.

Bunun dışında, şirkete ilişkin yapılacak yeni yatırımlar, katılım sağlanacak fuarlar, kurumsal üyelikler, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri gibi harcalamalar, belirli bir yetki taslağı ile kararlaştırılmalı, oluşacak harcamanın boyutuna göre, önceden kararlaştırılan yeter sayıda ortağın veya yetkilinin mutabakatı doğrultusunda hareket edilmelidir.

Görev dağılımı

Özellikle teknik yeterliliği aynı seviyelerde olan ortaklıklarda oluşan ciddi sıkıntılardan birisi görevlerin dağılımıdır. İşlerin konusunda uzman profesyonellere devredilememesi durumunda, kimin neden sorumlu olacağını belirlemek en zor süreç olabilmekte. Belirli işlerin içinde herkes olmak isterken, bir kısmından ise tüm pay sahipleri kaçmak isteyebilir. Burada, şirketin faaliyet konusuna, ortakların konulara ilişkin bilgi birikimine göre bir yol haritası belirlenmelidir.

İmza yetkileri

Ortaklığın temeli karşılıklı güvendir. Fakat her ne olursa olsun, sonuçta bir ticaret yapılmaktadır ve sınırsız yetkiler her zaman için suistimalin önünü açabilir. Genel olarak başarılı bir yöntem, işlerin mümkünse birden çok imzaya bağlanmasıdır. Fakat bu da tek başına sağlıklı bir yöntem olmayabiliyor. Ufak işler için birden fazla imzanın beklenmesi, günlük işlerde aksamaya sebep olabiliyor. O nedenle, işlem hacimlerine göre kademeli yetki ve sorumluluk verilmesi en makul yöntem olmakta. Yapılacak işlemin boyutuna göre, ilgili birim sorumlusunun yanı sıra, farklı yönetim kademelerinin ve ortakların imzalarının aranması daha sonraki aşamada oluşabilecek bir çok sorunun önüne geçmektedir.

Bir ortaklığı yürütmek, en az işin kendini yapmak kadar büyük maharet isteyebilir. İnkar edilemeyecek zorluklarına rağmen; doğru, sağlıklı, sınır ve sorumlulukları iyi belirlenmiş bir yapılanma ile yola çıkmanın sizi ne kadar rahatlattığını da bir çok durumda görürsünüz. Unutmamak gerek, yalnızca doğru birlikten kuvvet doğar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir