Cumartesi Çalışmak ve Fazla Mesai

İş dünyasının üzerine çökmüş kabuslardan biridir cumartesi çalışmak. Ofis çalışanı da olsak, üretimde kan ter içinde boğuşuyor da olsak, işin sahibi de olsak, bir çoğumuza zor gelir cumartesi çalışmak. Bir de bunun daha işe yaramaz bir kardeşi vardır, fazla mesai. Peki ama, gerçekten ihtiyacımız var mı bunlara?

Çalışanlara sorarsak, kesinlikle ihtiyaç yok. İşverenlere sorarsak, tabii ki olmalı. Aklı başında ve şirket kültürüne sahip bir çalışan, özel durumlarda oluşacak mesaiyi tabii ki anlayışla karşılayacak. Aynı şekilde de aklı başında ve işine hakim bir işveren de, özel durumlardan doğan mesailer karşısında personelini mağdur etmeyecek, gerekli telafiyi sunacaktır. Ama ne yazık ki, cumartesi günleri çalışmak ve fazla mesaiye kalmak, sıra dışı bir olay değil, aksine iş dünyamızın rutinlerinden biri durumunda.

O halde, bu konuya masanın her iki tarafından da bakmaya ne dersiniz?

Çalışan gözüyle cumartesi çalışmak ve fazla mesai

Hepimizin farkında olduğu üzere, çalışanları iki temel gruba ayırabiliriz. Gerçekten adını hak eden ve “çalışanlar”, bir de diğerlerinin çalıştığının üzerinden bir şekilde geçinip giden, gününü internette gezme, sohbet ve muhabbet ile bitiren “çalışır görünenler”. Maalesef, gerek cumartesi çalışmaları, gerekse fazla mesailer esnasında bu iki grup işveren tarafından ayrılmıyor, daha da doğrusu, ayrılamıyor.

Bunun bir getirisi olarak da, zaten hafta boyunca aldığı ücretin karşılığını fazlasıyla veren çalışan grup, akşamını veya haftasonunu da patronunu daha da zenginleştirmeye ayırırken, çalışmayan grup için de ilaveten internette gezip, çay içip, cumartesi sabah kahvaltı edip, üzerine bir de para alma fırsatı doğuyor.

İyi ve aklı başında bir çalışan, burada iki soruyu soracaktır. İlki şu olacaktır, “Eğer biz tüm ekip halinde tam kapasitemiz ile çalışmamıza rağmen işler yetişmiyorsa ve mesai ihtiyacımız doğuyorsa, neden ekip genişletilmiyor?”. İkincisi ise, “Eğer biz tüm ekip halinde yeterli kapasite ile çalışamıyorsak, neden gerektiği gibi çalışmayanlara karşı bir yaptırım uygulanmıyor da aynı muameleye tabi kalıyoruz?”

Aslında mesai kavramı, bu iki sorunun yanıtlarında gizlidir ve şahsi fikrim, bir yönetim zaafiyetinden başka bir şey değildir. Kimse, bir başkasını olması gerektiği gibi çalıştıramayan sistem yüzden hayatından feragat etmek zorunda değildir. Doğru yönetilen sistemler, normal şartlar altında bu ihtiyacı hissetmezler. Olağanüstü durumlarda da sonrasında gerektiği gibi telafi ederler.

Peki, işveren gözüyle durum nasıl?

İşverenlerimizin büyük bölümü maalesef bir detayı kavramamakta direniyor. O da, artık insanların yalnızca fiziksel olarak ofiste bulunmasının “çalışıyor” demek olmadığı. Bir çoğumuz akşamları evimizden bile işlerimizi takip ediyoruz. Akıllı telefonlar, tabletler, internetin yaygınlaşması, işi hayatımızın büyük bölümüne zaten yaymış durumda.

Akşam saat 10’da attığı bir maile istediği cevap hemen gelmediğinde “elinizdeki şirket telefonları boşuna mı verildi?” deme hakkını kendinde gören işveren, cumartesi ve pazarın resmi tatil olması boşuna mı düşünülmüş dediğinizde size cevap veremeyecektir. O saatte yanıt verdiğiniz mail için size fazla mesai ücreti yansıtmayacak olan işveren, cumartesi iş gelmemeniz veya erken çıkmanız gerekmesi durumunda bunu maaşınızdan kesmekle tehdit edecektir.

Az önce de bahsettiğim gibi, işverenler doğru personelin her durumda işine sahip çıktığının, diğerlerinin de ofise bağlasanız da olması gereken verimi vermeyeceğinin farkına varmalı.

Bir diğer husus da, süreklilik arz eden cumartesi çalışmak ve mesai yapmak durumlarının, çalışan motivasyonu yerle bir ettiği ve uzun vadede iş yerine olan bağlılığını da tamamen kaybettirdiğinin anlaşılamaması. Sürekli mesai baskısında olan bir personelin, ev ve aile hayatında düzenin bozulması kaçınılmazdır. Bu da kısa sürede iş yeri performasına etki edecektir. Ayrıca, gerek fiziksel, gerekse zihinsel olarak gerekli dinlenme fırsatını elde edemeyerek, verimlilik kaybı yaşayacak, işinden soğuyacak, haklı olarak farklı alternatifleri düşünmeye başlayacaktır.

Sonuç olarak, insanları cumartesi sabahları ofis kahvaltıları yapıp günün kalanında internette gezmek için ofise getirmenin hiç bir mantığı yoktur. Mantığı olmadığı gibi, onların hayatından çaldığınız o saatleri, hafta için mesai saatlerinde sizin işinizden fazlasıyla geri alacaklarının da farkında olmak gerek.

Haftada yalnızca 35 saatlik çalışmalarıyla dünya sanayine yön veren Alman iş dünyasının çalışma alışkanlıklarına dair bir yazı ile bitirirsek, sanırım ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır;

http://knote.com/2014/11/10/why-germans-work-fewer-hours-but-produce-more-a-study-in-culture/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir