Yazılım Bilmeyenler İçin Girişimcilik

“Aa öyle bir şey de mi varmış?” demeyin, unutulmaya başlamış olsa da var böyle bir şey. Girişimcilik ile ilgili birçok şey okuyoruz, duyuyoruz, hatta eğitimlere katılıyoruz, dersler alıyoruz. O kadar popüler bir kelime oldu ki kısa sürede. Hatta öyle diyorlar ki, ülkeleri kalkındıran, sınıf atlatan bir şeymiş girişimcilik.

Girişimcilik nedir, ne değildir diye ahkâm kesmeyeceğim. Çünkü gerek okuduklarımdan, gerek konuyla ilgili içerisinde bulunduğum tartışmalardan, üzerinde uzlaşı olan bir konu olmadığını anlayalı çok oldu. Biraz daha eleştirel yaklaşmakta fayda görüyorum.

Belki sizler de farkına varmışsınızdır, girişimcilik kavramı giderek yalnızca yazılım bazlı bir hale indirgenmeye başlıyor ve bu tehlikeli bir adım. Adına uluslararası tabirle start-up diyoruz ve bir anda farklı dünyalara dalıyoruz. Son dönemde dikkatimi çeken konu, yazılan çizilen girişimcilik hikâyelerinin, başarı öykülerinin çok büyük bir bölümü içerisinde yazılım veya elektronik ticaret içeriyor. Bilemiyorum, bu belki de o alanlarda çalışan girişimcilerin sosyal medya ile daha fazla haşır neşir olmasından kaynaklıdır. Fakat gözlemlediğim kadarıyla yeni bir ürün satıyorsanız, sattığınız ürün değil de bunu bir e-ticaret sitesi üzerinden yapmanız konuşuluyor. Yeni bir hizmet veriyorsanız, bu hizmet değil, bu hizmetin cep telefonu uygulaması olması konuşuluyor.

Bunu kesinlikle eleştirmiyorum, yazılımsal girişimlerin arkasında sanıldığından çok daha büyük emekler olduğunun farkında olan bir insanım ve saygı duyuyorum. Benim değinmek istediğim farklı bir nokta. Uzun süredir giderek arttığını gözlemlediğim bu bakış açısı, girişimci ruha sahip birçok genç üzerinde enteresan bir baskı yaratmaya başlamış durumda. Bir dönem nasıl ki hepimizin ağzında güzel ve farklı bir konsepte sahip kafe veya bar açmak vardı, şimdi de, kendi işini yapmaya heveslenen gençlerin dilinde sürekli bir internet girişimi yapmak var. Bunun temel sebebinin yaratılan algı olduğu aşikâr. Bir anda patlıyor, büyük yatırımlar alıyor, genele bakıldığında nispeten az sermaye başlanabiliyor, evden veya eğlenceli bir ofis ortamından çalışıyorsunuz vs. Bu tarz rahatlık ifadelerinin büyük bölümü yazılım işindeki insanlara haksızlık, keşke işler bu kadar kolay olsa. Ama biz her şeyin böyle güllük gülistanlık olduğunu varsaysak bile, internet ve yazılım girişimlerindeki başarı oranlarına da iyi bakmak gerek. Kaç internet girişimden kaçının tuttuğunu yola çıkarken incelemekte heves kırmadan “fikir vermesi” açısından fayda var.

Bunun yanında, bu tarz girişimlerin birçoğunun bir mağaza açıp fiziki mal satmaktan farklı olarak “akmasa da damlar” şansının olmayışı. Tabii ki bu da başarısız olan girişimler için harcanan uzun zamanın sonunda ellerin boş kalabilecek olması anlamına geliyor. Yine fiziki mal satışına ilişkin e-ticaret fikirleri dışında iş tutana kadar fatura kesmek pek kolay olmuyor gözlemlediğim kadarıyla. Zaten o ilk faturadan sonra da yavaş yavaş hayaller gerçek olmaya başlıyor.

Ben kafe ve bunun gibi daha fiziksel girişim fikirlerine geri dönüp biraz daha detaylı irdelemekten yanayım. Türkiye halen gelişmekte olan bir ülke. Çevresine bakıldığında, daha gelişmekte olan ülke statüsüne gelmesine bile yıllar olan bir coğrafya görüyoruz. Kendi içimizde bile, gelişmişlik seviyeleri arasında uçurum olan illerimiz mevcut. Ülke genelinde internet erişimi iyi ve hızla artan oranlarda olsa da doğrudan mal ve hizmet alım taleplerinin yanında oldukça sınırlı kalıyor. Bunun yanında, komşu coğrafyaya dönüp baktığımızda, özellikle Ortadoğu bölgesinde internet penetrasyonu daha da vahim durumda, bu da doğru stratejiyle oluşturulacak “klasik” ticari girişimlere güzel bir zemin hazırlıyor.

Halen girilmemiş, yerli üretimin ve hizmet firmalarının sınırlı olduğu birçok alan mevcut. Özellikle iş gücü yapısının doğası itibariyle Türkiye hızla profesyonelleşen bir hizmet sektörüne ve yavaş da olsa artan hizmet ihracatına da ev sahipliği yapar konumda. Bütün bu olasılıklar da geleceğe dönük planlarda göz önünde bulundurulmalı. “O iş tutmaz, onu yapan bir sürü firma var, devir internet devri sen nelerle uğraşıyorsun” gibi heves kırıcı söylemlere arada bir kulak tıkamakta fayda var sanırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir