Yeni Kimliğiniz; Kartvizitiniz

İş dünyasına girmenizle birlikte artık yeni bir nüfus cüzdanınız daha olacak. Adına kartvizit diyorlar. Baktığınızda bir kağıt parçası, ama hakkınızda çok şey anlatıyor. Doğru bir kartvizit tasarımının nasıl olması gerektiği konusunda bir çok makale var. Evet belki oturmuş iş dünyası olan toplumlarında tasarıma dair ufak farklar bile büyük anlamlar içeriyor olabilir. Fakat ben biraz daha basit düşünerek, yıllar içerisinde edindiğim tecrübelerden ufak bir derleme yapacağım. Fakat öncesinde, tasarımdan çok daha önemli bir noktayı tartışmakta yarar görüyorum; kartvizitinizde yazacak olan ünvanınız ne olacak?

Eğer bir firma çalışanıysanız, zaten buna karar verme şansınız pek olmayacak. Belirli bir göreviniz olduğu için ona ilişkin bir şey yazılacak. Fakat bir girişimciyseniz, kendi şirketinizin sahibiyseniz durum gerçekten çok farklı. Hatta biraz daha zorlayalım, yaşınız gençse veya olduğunuzdan küçük gösteriyorsanız, işiniz daha da zor. Gelin bu durumda nelerle karşılaşacağınıza bakalım.

Gençsiniz, canla başla uğraşarak ortaya koyduğunuz bir işiniz var. Yaptığınız iş itibariyle, bir çok tecrübeli piyasa kurduyla karşı karşıya geleceksiniz. Bu durumda kartvizitinizde ne yazdığı önemli. Öncelikle, karar merciinin siz olup olmadığını anlatmak açısından önemli. Eğer orada ilk gençlik ateşinin verdiği gaz ve iş kurmuş olmanın sağladığı özgüvenle yönetim kurulu başkanı, genel müdür vs. gibi iddialı yönetim kademeleri yazıyorsa sizi bekleyen bazı zorluklar var. Karşınızdaki insan, genç yaşınızın da yarattığı bir algıyla bütün kozlarını oynayacak, sizi masada sıkıştırmayı deneyecek. O durumda, eğer kartvizitinizdeki ünvan şirketin en tepesinde olduğunuz imajını veriyorsa, kaçış yollarınızı kendiniz kapatmışsınız demektir. Topu taca atacak hiç bir yer kalmamıştır. Bir çok durumda o masadan ya karşınızdakinin istediğini vererek kalkarsınız, ya da anlaşma sağlayamayarak. Çünkü “buna yetkim yok, sormam gerek, değerlendirip cevap verelim” gibi muhteşem bir kaçış cümlesini kendi ellerinizle bir kenara itmişsinizdir.

Bazen de bunun tam tersi olur, kozlar sizin elinizdedir, toplantıya bunu bilerek gidersiniz, şirketin sahibisinizdir fakat kartvitinizde şirkette yaptığınız ana görev yazılıdır, özellikle çok ortaklı şirketlerde başa gelen bir durumdur bu, herkese genel müdür yazmamak için yapılan görev dağılıma göre kartlar oluşturulabilir. Bu durumda da, karşınızdakine tam onu sıkıştırdığınız noktada, daha yetkili biriyle görüşmek istemesi gibi bir kaçış noktası bırakmış olursunuz. O dakikadan sonra, şirketin sahibi benim de deseniz, onun kafasındaki algı kolay kolay değişmez.

O halde ne yapacağız? Benim önerim ve yıllardır kullandığım sistem, farklı ünvanlara ait birden çok kartvizitiniz olması. Yani, örnek vermek gerekirse birinde genel müdür yazarken, birinde üretim müdürü yazması ve duruma göre doğru olanı seçip kullanmanız. Merak etmeyin, kimseyi aldatmıyorsunuz, gerçekten de genel müdür sizsiniz ve gerçekten de üretimden sorumlu olan da sizsiniz. Benim tercihim, bu şekilde en fazla iki kartınızın olması. Farklı ortamlarda aynı insana farklı kartlar vermek durumunda kalsanız bile, iki farklı kart sorun olmuyor, fakat daha fazlası bir ciddiyetsizlik göstergesi olarak algılanabilir.

Şimdi gelelim tasarıma. Bu noktada, ben ufak bir deney yaptım diyebiliriz. “Abi” olarak tanımlayabileceğim, nazımın geçtiği profesyonellere her kart verişimde lisan-ı münasip ile yorumlarını rica ettim bir süre. Bunun neticesinde de son haline getirdiğimiz kartlarım var elimde.

Öncelikle, tasarımı mümkün mertebe sade yapmakta fayda var. Kartın içerisinde bilgi aratmaya lüzum yok, bakılsın ve görülsün. Renk tasarımı da buna göre seçilmeli. Ben ön yüzü sürekli beyaz tabanlı yapmayı tercih ediyorum.

Dil konusunda, önü Türkçe arkası İngilizce kartları kullanıyordum, fakat bir noktadan sonra bunun gereksizliğini fark ettim. Aynı adrese, telefona, mail adresine boş yere yer kaplatmaya gerek yoktu. Yalnızca meslek/ünvan yazan kısmı, uygun bir tasarımla iki dil olarak kartın ön yüzüne yerleştirdim. Ve artık, elimde kullanılmaya hazır bir arka yüz vardı. İşte bu nokta bence önemli. Kartın ön yüzünde kendimizi tanıttık. Bize kalan arka yüz ise kurumsal kimliğimizi tanıtmakta kullanılabiliyor. Burada firmanız için seçtiğiniz logo ve renkler önemli. Bunlar da kullanılarak güzel bir kurumsallık algısı yaratılabiliyor. Ben yalnızca kurumsal renklerimizle yapılmış bir logoyu ortalayarak kullanıyorum. Şu ana kadar aldığım tepkilere bakılırsa, ön yüzünden çok daha fazla beğeniliyor. Bu arada, tasarıma göre iki yüzden birinde mutlaka gerekli iletişim bilgilerinizi içeren bir QR kod yerleştirmenizi tavsiye ederim. Zamana mümkün mertebe ayak uydurmakta fayda var.

Gelelim fiziksel tasarım ve diğer özelliklere. Kartınızı mümkünse ve işinize uygunsa, standart ölçülerde yapın. Sizden aldıkları anda koyabilecekleri kartlık, cüzdan, dosya için kart bölmesi gibi nesnelere sığmayacak boyut ve kalınlıktaki kartların sonu genellikle çanta diplerinde parçalanmak oluyor. Tabii ki mesleğiniz tasarım, yaratıcılık gibi konular içeriyorsa, bu dediklerimi dikkate almayın, çünkü o kart bu kez adeta sizin portföyünüzün hızlı bir tanıtım broşürü olacaktır. Köşeleri doksan derece yapmak yerine pahlı yaptırmak, eğer çok kart dağıtan biri değilseniz kartlarınızın ömrünü uzatır, aksi takdirde bir bölümü zaman içerisinde köşelerinden darbe yiyerek kullanılmaz hale gelebilir. Kullanacağınız kağıt ne çok ince, ne çok kalın olsun. Karşınızdaki insan eline aldığında bir gazete kağıdı veya karton tuttuğunu düşünmesin. Parlaklık, kuşe kağıt vs. gibi konular tasarımıza göre değişecek tabii ki, ama daha önce söylediğim gibi, sadelik hepsinden önemli, insanlara o karttan yalnızca beklediklerini verin.

Unutmayın, ilk intiba önemlidir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir